Berker Design’da her mobilyada nostaljik bir esinlenme var. Bu nostaljik havadan ötürü sanki hepsinin birer hikayesi var. Bu yüzden biraz hikayeler üzerinden giderek Berker Design’ın yaratıcısı Halit Berker’le keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…
* Vizyonist bir duruşla kendi mesleğinden uzaklaşıp mobilya tasarım dünyasına geçiş yapan Halit Berker'in hikayesi nedir?
-Aslında tamamen meslek değiştirdim. Görsel dünyanın yine içinde kalarak; reklam dünyasından koptum ve mobilya tasarımına girdim. Sanfrancisco’da reklamcılık okudum ve orda fark ettim ki mobilyada bir nostalji özlemi, nostaljiye bir dönüş var. Orada kaldığım süre boyunca ev dekorasyonlarına ve mobilyalara hep gıptayla baktım. Niye Türkiye’de bu tip mobilyalar yok diye de hayıflandım durdum. Türkiye’ye döndüğümde ise yoğun bir iş temposuyla reklam dünyasına atıldım. Yaklaşık 7 senenin sonunda artık reklam sektöründe doyduğumu ve bundan bir üst noktanın benim adıma olmayacağını fark ettim. Ve yavaş yavaş artık buradan sıyrılmalıyım dedim. Kendimi daha iyi ifade edebileceğim, daha kendime has birşeyler istedim. Amacım aslında kendime ait küçük bir iş kurmaktı. Ve üniversite yıllarımda, o hayıflanarak baktığım nostaljik retro mobilyaların tasarımını gerçekleştirmeye karar verdim.
* Berker Design'ın özgeçmişine bakarsak; yeni ama retro çizgileriyle atak bir duruşu var. Başlangıç öyküsünü biraz anlatır mısınız?
- Ev dekorasyonu ve mobilya önceleri benim için hobiydi sadece. Reklamcılıkta ya da ev dekorasyonunda eğer bir gözünüz varsa, birşeyleri çözüyorsunuz. Kendi evimi dekore ettikten sonra tohumları atılan Berker Design serüveninde ilk olarak arkadaşlarımın da ısrarı üzerine birkaç mobilya tasarladım. Berker Design'ın resmi kuruluşu 2009 Mart ayıdır. Bu tarihe kadar tasarımlar ciddi bir hazırlanma aşamasından geçti. Kısa bir zaman oldu ama butik çalışmam dikkatleri çekti. Daha içten, daha ticaretten uzak; farklı, butik bir çizgide ilerliyorum.
* Mobilyanın en kıymetlisi bir ustanın elinden kendi hikayesiyle doğanı, el yapımı olanıdır. Sizin mobilyalarınızın da retro tarzı, nostaljik tavrı bir yana; aslında en önemli özelliklerinden biri de el yapımı olması sanırım. Hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?
- Evet. Mobilyaların hepsi özel yapım. Hiçbir zaman yapay malzeme kullanmıyoruz. Kullandığımız malzemeler; masif doğal ahşam kaplama, parlak ya da mat lake, mermer ve cam. Aslında bunlar herkesin kullandığı malzemeler elbette ama; burada asıl önemli olan o malzemeleri nasıl harmanladığınız noktasıdır.
* Atölyede mobilya ustalarıyla o talaş kokusunu solumak çok keyiflidir eminim. Mobilyaların yapım aşamasında siz de bulunuyor musunuz?
- Hemen hemen her gün atölyeye mutlaka uğrarım. Orada geçirdiğim zamanı rahatlama ve biraz dış dünyadan kopma olarak algılıyorum. Elim biraz zımpara da tutar. Aileden gelme bir alışkanlık sanırım. Babamın evde bir atölyesi vardı. O yüzden benim de elimden her iş gelir; priz bozuldu, şu kırıldı, bu yıkıldı derken evde herşey benden sorulur. Atölyeye gittiğim zaman da, 'Aman usta şu mobilyanın ayağını da ben zımpalayayım' diye işe girişirim mutlaka. Bunun yanında cila da çok önemli. Tasarım ne kadar iyi olursa olsun cila sonucunda mobilya çok iyi bir duruma da gelebilir; çok kötü bir şekil de alabilir. Bu yüzden atölyede tasarımların yapım aşamasında bulunmaya özen gösteriyorum.
* Kahkaha, mushroom, circus gibi isimlerle mobilyalara yorum katan, onların hikayesini kendi içinde barındıran bir tavrınız var. Bu süreçten biraz bahseder misiniz?
- Ben daha önce her mobilyayı kodlandırıyordum ama, kodlar insana çok mekanik ve ruhsuz geliyor. O yüzden değiştirmeyi planlıyordum. Bir arkadaşım da tam bu sırada bana fikir verdi. Kendisi bir iki tane isim yazınca benim de hoşuma gitti ve gerisini getirdim. Bahsettiğiniz isimler ürünle bağdaşan ama çok da standart olmayan; hafif esprisi ve hikayesi olan isimler.
* Ürünlerinize müşterilerinizin de el atmasına izin veriyor ve onların hayal gücüyle yeniden ürünlere yorum kazandırıyorsunuz. Bu gibi kişiye özel hizmetlerde karşılaştığınız zorluklar oluyor mu?
- Müşteriyi ne kadar iyi anlarsanız o kadar iyi yardımcı olabiliyorsunuz. Herşeyin çok saydam olması lazım. Eger müşterinin ne istediğini anlıyorsanız, ona yardımcı olabiliyorsunuz ama müşterinin aklı bulanıksa onu çözmek biraz zor oluyor. Müşteriyle karşılıklı olarak iyi bir güven sağlamanız gerekiyor; öbür türlü illa ki arada tıkanmalar yaşanabiliyor. Karşılaştığım en somut zorluklardan biri; müşterinin başka bir yerde başka bir şeyi beğendikten sonra, o mobilyayı size tasarlatma isteği. Ama o benim çizgime uymayabiliyor. Bir tarzınız var ve o tarzdan kopmanız isteniyor. Örneğin bir büfeyi ele alırsak, uzunluğunu 2.20 m değil de 1.50 m yapalım derseniz o büfenin formunu, hacmini bozarsınız. Bambaşka bir tasarım ortaya çıkar. O yüzden zaman zaman zorluklarla karşılaşabiliyoruz, çünkü mobilya yapboz gibi. En ince ayrıntısına kadar dikkat etseniz de yarım cm’lik bir farkla mobilyada bambaşka bir tasarıma ulaşabiliyorsunuz.
* Mobilya tasarımı ve ev dekorasyonlarında müşterilerinizi yönlendiriyorsunuz. Peki bizlere ne gibi önerilerde bulunursunuz?
- Bence insanın kendi evini kendi ruhuyla döşemesi gerekir. Elbette ki yardımlar alınacaktır, ancak bir mobilyanın kumaşını ya da salonunuzdaki bir aksesuarı kendiniz seçip almalısınız diye düşünüyorum. 'Showroom' gibi görünen evler bana biraz biraz yapay geliyor. Çünkü bu tip evler yaşamın hiçbir noktasını yansıtmıyor. Ev döşerken vakit ayırmak, emek harcamak gerekir. Farklı araştırmalar yapıp; sorup soruşturarak ilerlemek; evinizi döşerken seçeceğiniz en doğru yöntem olur.
*Artık her tasarımcıya soruyorum bu sorumu ama hayal gücü mü çizim mi? :)
- Mobilya üzerine evde binlerce arşivim var. İnternetten de sürekli araştırıyorum, çünkü benim yaptığım tasarımlar eskiyi yansıtıyor; eskiden ilham alıyorum. Akşamları arşivimi karıştırıp yatıyorum ve sabah kalktıgım zaman soluğu atölyede alıyorum ve başlıyorum ustama hayalimi anlatmaya. Ardından da çizime geçiyoruz. Her tasarımın üstünde ustamla tartışıyoruz çünkü tasarladığınız ya da çizdiğiniz bir mobilyayı hayata geçirmek bazen zor olabiliyor. Bu noktada da ustam beni yönlendiriyor. O yüzden asıl tasarım atölyede ortaya çıkıyor. Mobilya kağıt üzerinde durduğu gibi durmuyor. Bir tasarım yapım aşamasında değişiklikler yaparak; yoğura yoğura ortaya çıkıyor.
* Son olarak Berker Design'ın önümüzdeki dönem planları hakkında kısaca bilgi alabilir miyim?
- 3-7 Mart tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan "i-deco fuarı" benim en büyük heyecanım şu an. Orada tasarımcılar arasında yer alacağım, bu sebeple fuar için hazırlıklarımız tüm hızıyla devam ediyor. Ayrıca önümüzdeki dönemde Berker Design olarak daha çok dekorasyon işlerine yönelmeyi planlıyoruz.
O zaman biz de size başarılar diliyor ve bu keyifli sohbeti noktalıyoruz. :)